Tarih beni yazmıyorsa ben kendim yazarım!
23 Aralık 2015 Çarşamba
Düştüğüm yerden kalkmaya çalışıyorum tam kalkacakken biri gelip omuzumdan itiyor güçlü biri...Gelde ayakta kal. Şu dikenli yolda yürümeye çalışyorum biri gelip çelme takıyor gelde tekrar ayağa kalk. Sanki Yüzmeye çalıştığım sular iyi yüzüğümü görünce taktik değiştirip "boğamadığımız kızı dondururuz" deyip dünyanın en soğuk suları oluyor ne kadar iyi yüzersen yüz donacaksın.. Ayağa kalktıkça biri beni düşürüyor. Sanki pes etsem "Tamam sen kazandın artık ayağa kalkmıyorum, artık yürümek istemiyorum, artık yüzmüyorum" desem beni rahat bırakacakmış gibi.. Sanki tek istediği benim pes etmem. Tamam ben pes ederim ama annem üzülür. Ben bırakırım ama annemin emeğine yazık. Ben giderim ama annem yalnız kalır. Annem şey olmasa ben biterim zaten de annem işte...
Geçen gün annem elinde ilaçlarla yanına gelip "Bak pes pembe ilaç sen seversin bu rengi" dedi. İlacın rengine kanacak yaşı çoktan geçtim ben anne, diyemedim ki. Eskiden hasta olunca bütün ilaçları "Bak bu çilekli bu portakallı" diyerek zorla içirirlerdi şimdi de "bak bu pembe" diyor o zamanlar kanıyordum da şimdi kanamıyorum Kanmak istiyorum ama olmuyor ki. Anneme üzülüyorum bazen yüzüme bakıp "Artık hiç konuşuyorsun eskiden konuşurdun" diyor. Susuyorum diyecek bir şey bulamıyorum ki. Sanki 19384847 walt elektrik süpürgesiyle içimdeki bütün enerjiyi çekmişler. Bazen düşünüyorum eskiden nasıl gülüyordum ben?
Herkes üzerime geliyor bu hastalık düzgün moralle düzelir mutlu olmalısın gülmelisin diyor ama özü gülmeyenin yüzü günler mi ki.
Hiç bir şeyden zevk alamıyorum eskiden üretken bir insandır ufku açık biriydim şimdi ufku xxsmall olmuş üretemiyorim kendimi ifade edemiyorum bazen sokaktaki agaçlara bakıyorum aramızdaki 7 farkı bulamıyorum. Biraz üzülüyorum bir miktar düşünüyorum sonunda yine susup yoluma devam ediyorum
1 Aralık 2015 Salı
Çizgi dizi
Şu dünya da herkesi anlarım ama çizgi film sevmeyenleri anlayamam. Öyle muhteşem öyle sevimli bir dünya nasıl sevilmez ki. Açıkça söylemeliyim ki ben çizgi dizileri animasyon filmler gerçek film ve dizilerden daha çok seviyor ve izliyorum. Hiç bir fizik kuralının geçerli olmadığı hayal gücünün sevimli görsellerin ince espirilerin olduğu bi dünya nasıl sevilmez ki. Çevremde erkek kardeşim dışında çizgi dizi seven insan yok onuda ben alıştırdım artık birlikte barbi bile izliyoruz.
Animasyonlardan çok tak atımlık çıtır gibi gelen kısa dizileri izliyorum aslına bakarsan izlemediğim animasyon film de yok. Neyse bu aralar en sevdiğim üç çizgi diziden bahsedicem.
GUMBALL: ilk Gumball geliyor çünkü en sevdiğim o. Kendisi mavi bir kedi olsa da babası ve kız kardeşi tavşan erkek kardeşi ise balık. Çizgi filmde kızarmış ekmek, muz, balon, fıstık, çiçek ve neyidüğü belirsiz bir çok karakter var. Filmde çok ince espiriler bulabilirsiniz mesela ilk gördüğümden beri çok güldüğüm şey filmdeki polisin donut şeklin de olması işte o şekle rağmen çok ciddi bir ifadesi olan polis amcamız işini çok ciddiye alıyor.
Animasyonlardan çok tak atımlık çıtır gibi gelen kısa dizileri izliyorum aslına bakarsan izlemediğim animasyon film de yok. Neyse bu aralar en sevdiğim üç çizgi diziden bahsedicem.
GUMBALL: ilk Gumball geliyor çünkü en sevdiğim o. Kendisi mavi bir kedi olsa da babası ve kız kardeşi tavşan erkek kardeşi ise balık. Çizgi filmde kızarmış ekmek, muz, balon, fıstık, çiçek ve neyidüğü belirsiz bir çok karakter var. Filmde çok ince espiriler bulabilirsiniz mesela ilk gördüğümden beri çok güldüğüm şey filmdeki polisin donut şeklin de olması işte o şekle rağmen çok ciddi bir ifadesi olan polis amcamız işini çok ciddiye alıyor.
İlgimi çeken karakterlerden birisi de muz. Sanırım görüntüsü çok hoşuma gidiyor ondan dolayı onu izlemeyi seviyorum. İşte bu da muz arkadaşımız kabuğu soyulunca çok utanıyor
Ve bazen çok ayıp şeyler yapabiliyor.
Dalga geçmeyin ama ikinci olarak Barbie Life in the Dreamhouse geliyor.
Her şeyin mükemmel olduğu bir dünyada yaşayan oyuncak bebek dünyası. Hafif aptal genellikle mükemmel bir sevgili, beceriksiz düşman, sevimli hayvanlar, ve kocaman makyaj malzemelerinin olduğu bir dünya ve genellikle her şey pembe. Öyle bakınca kız filmi gibi gelebilir ama erkeklerde izleyebilir ben kardeşim ve yeğenimle oturup izliyorum hatta bazen babaannem de bize eşilk ediyor. İlk bakışta bana çok itici gelmişti fakat izledikçe komik ve eğlenceli olduğu anladım normal barbie animasyon filmleri gibi değil onlar çok durgun ve fazla nezaket kurallarına uyuyor kısaca eğlenceli bir dünya ve zaten kısacık kısacık bölümleri var bi tadına bakın derim.
Son olarak neden sevdiğimi bilmediğim bayağı çocuk filmi olan shaun the sheep
Normalde koyunlara bayılırım zaten burada da komik tiplerine bayılıyorum elime bir geçseler de mıncıklasam istiyorum
bir de sürünün bebeği olan şu arkadaşın emzik emişine bayılıyorum çok sevimli.
Bi gumball sponge bob simpsons'lar değil ama izlerken keyf alıyorum
Sizin de bildiğiniz izlenesi çizgi diziler varsa lütfen paylaşın çünkü bunların tüm bölümlerini izledim (utanan maymun smileyı)
20 Kasım 2015 Cuma

İnsanın geçmişini okuması çok güzel bir şey neler yaşamışım neler hissetmişim hepsi duruyor. Ama bayağı bayağı yazmışım şimdi yazamıyorum yörüngemi kaybetmiş gibiyim neyi takip ediyordum nasıl yazıyordum ne yapıyordum diye sürekli hatırlamaya çalışıyorum. Keşke hiç bırakmasaymışım. Gerçi yazmayı hiç bırakmadım twitter da sürekli yazdım daha pratik olduğu için oradan bir hesap açtım hesabım bayağı bayağı büyüdü fanlarım bile çıktı hatta bir dergiden yazarlık teklifi aldım ama orada böyle yazmıyorum kendimden bahsetmiyorum gelişi güzel sallıyorum cümleleri ne çıkarsa. Burası benim iç dünyam olmuş koğuş ağası olmadığım tek yer bazen hangisi gerçek benim diye düşünüyorum hissettiklerim mi tavırlarım mı ikisinin arasında büyük bir çelişki var ama bu konu hakkında fazla düşünmemeye çalışıyorum sonu hiç iyi yerlere çıkmıyor. Aslında şu sıralar düşünmem gereken tek şey vizeler vizeler ve vizeler ama ipin ucu kaçtığı için nereden çalışmaya başlayacağımı bilemiyorum okulu yıllarca bitiremeyenlerden olmak istemiyorum bunun için çok çalışmam çalışmam içinde iyi olmam gerekiyor ama iyi olmam için ne yapmam gerektiğini bilimyorum umarım en kısa zamanda öğrenirim yoksa sonum pek iyiye gitmiyor. Buraya böyle bir ruh haliyle dönmek hiç istemedim aslında biraz da bunun için bekledim belki bir şeyler düzelir enerjim yükselir ama hiç bir şey olmadı bende döndüm işte.
16 Kasım 2015 Pazartesi

Şuan resmen buradayım inanmıyorum
Bu blogu ne kadar sevdiğimi yokluğunda çok iyi anladım. Hepinizi öyle çoook özledim ki heycandan ne diyeceğimi bilemiyorum. Aklım hep buradaydı ama gelmeye hiç vaktim olmadı. Yazmayı bıraktığım da ailem İstanbul'a taşınmak üzereydi o sıralarda tek başıma o işlerle uğraştım önce ev aldım sonra o evi donattım ve ailem geldi dile kolay ama uygun evi bulmam aylar sürdü aşırı yorucu bir süreçti bu sürecte okulu bayağı boşladım dersleri biraz toparlayım bloga dönerim derken annem rahatsızlandı doktorlar kanın da bir şeyler olduğunu söyledi annemin tedavi sürecinde dersleri ve kendimi tamamen saldım o arada da gelmeyi çok istedim ama o kadar yorgun yoğundum ki değil yazmak elime kitap alıp okumaya fırsatım yoktu. Bir çok tedaviden sonra annem kendini toparladı hatta eskisinden iyi oldu ben tam nefes alıp tamamen saldığım derslere odaklanacakken berbat bir şey oldu ilk nereden kaynaklandığını bilmediğim şiddetli bir karın ağrısı tuttu beni neredeyse her gece gittiğim acil de vurulan ağrı kesiciler fayda etmeyince doktora gittim fakat gittiğim doktorlar hiç bir şey bulamadı bir gün yine hastane koridorun da kıvranırken bir anda aklima kadın doğum geldi neden daha önce kimsenin aklina gelmediğini bilmiyorum doktora gittiğimde ultrasona girdim ve rahmide 9 cmlik bir kist tespit edildi fakat kistim de benim gibi hiperaktif olduğu için hareket ediyormuş ve bu arkadaş her hareket edişinde yumurtalıklar ölüyormuş işin tuhaf tarafı bu arkadaşın dönüp dolaşıp rahim agizini kapama ihtimali varmış eğer öyle bir anda kanama olurasa bu rahime bedel olurmuş bu nedenle ağrim geldiğinde kessinlikle ağrı kesici içmem yasaklandı her ağrim geldiginde acile gidip ultrosana giriyor ve kistin durumunu kontrol ettiriyirdum en sonunda ayrıntılı test yapıldiginda kistin basit kist olmadığı ortaya çıktı içinde nodüller vardı yani %50 kanser
kistin patlaması dahilinde beni zehirleyebilirmiş bu nedenle en acilinden amelyata aldılar beni amelyat hayatımda gördüğüm en korkunç şeydi bu konuya hiç girmeyeyim çünkü hala aklima gelince titriyorum. Sonra bir sure patoloji sonuçları beklendi bu sürede ben zaten kafayı yedim birde tam gobek deligimin icinden girmişler yaralarin iğlesme surecinde o dikisi her gordugumde bayildim :d
İstanbula yeni dönüm ve bu kez başka bir şey çıkamadan bloga geri dönmeliyim dedim veee döndüümm. Hepinizi çok özledim ve neler yaptığınızı çok merak ediyorum şimdi gidip bloglarınızı ziyaret edicem görüşmek üzere..
31 Temmuz 2014 Perşembe
Şişko Pinki

Bu gün tartıya çıktığımda sizce kaçı gösterdi? asla tahmin edemezsiniz tam tamına 60 gösterdi evet yanlış duymadınız pink artık 60 kilo. Nasıl bu hale geldim anlayamıyorum ben hiç bir şey yemem ki. Kesin o vitamin ilaçları yaptı pis ilaçlar siz siz olun vitamin ilaçları içmeyin sonra benim gibi şişko olursunuz. Ben yazı tek parça şirin çiçekli elbiselerle geçirirdim sırtı açık olurdu kısa olurdu şimdi o elbiselere giremiyorum girdikleriminde bazılarının sırtı açık etler fışkırıyor bazıları kısacık bacaklar çıkıyor Allahım aynadaki görüntüme inanamıyorum resmen şişkoyum. Normalde hat safa da zayıf bir insandım 43'lere kadar inmiş bir insanım bir anda o kadar şişmek aklımı yitirmeme neden olabilir. Koca kıçım gözükmesin diye istediğimi giyemiyorum resmen. Avuç kadar yüzüm var oda şişer yanaklar çıkar diye ödüm kopuyor.
Kardeşim beni kucağına alır gezdirirdi şimdi bir denese çocuk bel fıtığı olur çok sinirliyim koparıp atasım var etlerimi atamıyorum da. Diyetiseyene mi gitsem ne yapsam bir akıl verin bana. Normalde iştahım hep kapalıdır ma bu aralar bir açıldı görmeniz lazım çikolatalar baklavalar börekleri götürüyorum ne oldu bana resmen evrim geçiriyorum piskolojimin bozuk olduğunu idda ediyor annem piskoloğa gidicem ama sırf şu iştahım için bakalım ne diycek. Eğer o canım elbiselere tekrar igremezsem işte ozaman piskolojim gerçekten bozulur.
Bir de şu hatunu tanıyanınız var mı Ahsen linkini yolladı seni özledikçe izliyorum diye izlerken babannem gelip nerede çekildin bunları dedi bana. Bu hatun resmen deli bende yerimde duramam. Tamam azcık yarım akıllı olabilirm azcık hiperaktif azıcık kıvırcık olabilirim ama bu kadarda değil!
30 Temmuz 2014 Çarşamba
Mimcikler

Blog aleminin en sevimli insanlarından mim gelmiş bana yapmamak olur mu hiç
deep ve inya bana mim yollamış.
Aşk mı bağlılık mı?
Hiç biri canısı ikiside sıkıcı
Gurur mu teslim olmak mı?
Gurur kötü ama elimde değil gururum çok değerli.
Sarışın mı esmer mi?
kim babannemmi? he o mu esmer.
Yeşil göz mü mavi göz mü?
Ben renkli göz görmekten sıkıldım ailede herkes renk renk Siyah!
Et mi tavuk mu?
hiç biri çikolata.
Karpuz mu kavun mu?
ikisini de yiyemem ki
Altın mı gümüş mü?
gümüş galiba
Kedi mi köpek mi?
kediiii
Beyaz mı siyah mı?
Siyah
Yağmur mu güneş mi?
Güneş
Mesajlaşmak mı aramak mı?
Bazılarıyla konuşmak bazılarıyla mesajlaşmak
Bodrum mu Çeşme mi?
Bodrum olsun bari
Deniz mi havuz mu?
Deniz hele gün batımında güneşi yakalayacak gibi oluyorum da bir türlü yakalayamıyorum
Bu mimin konusu 15 adet itiraf yazacagiz.
1 Bir ara öyle zayıftım ki bütün çocuklar beni kucağına alırdı annem kürdan derdi şuanda 58 kilo oldum ve eski kıyafetlerim olmuyor çok sinirliyim hemen kilo vermeliyim o balık haplarını içmeyecektim!
2 En yakın arkdaşım benden 8 yaş büyük
3 Geçen gün hastahanede yanlışlıkla erkeklerin tuvaletine girdim kapıyı açar açmaz pisuardaki yaşlı dedeyle göz göze geldim heycandan kapıyı kapamadan kaçtım çok utanmıştım
5 Bir kaç yıl önce survivor birincilerinden biri bana evlenme teklifi etti hatta evlen benimle diye bağırdı çok korkmuştum
6 Boynum normal insanlara göre çok uzun uzun boyun güzel mi çirkin mi henüz bi karar veremedim.
7 Öyle sakarım öyle sakarım kiii yeni aldığım telefonu aldığım gün düşürdüm
8 Baklava açmayı öğrendim ve muhteşem bir baklava yaptım ben bile şaşırdım!
9 Ayakkabılarla araba kullanamam
10 Yolda yürürken hiç tanımadığım biri önümde eğilip lütfen benimle evlen diye bağırdı Ümraniyedeydim sanırım neye uğradığımı şaşırmıştım
11 Erkeklerin yaptığı bir çok işi yaparım yapmazsamda yapana kadar uğraşırım babamdan kalan minik bir matkabım ve takım sandığım var ve dün koca bir odayı boyadım
12 Geçen okuduğum kitabın karakterine aşık oldum
13 okulda dalgın dalgın yürürken merdivenlerde öyle bir düştüm ki kaldırmaya müdür geldi
14 Ramazanda sahurda içtiğim ilacın üzerine su içmeyi unutunca bütün gün boğazıma yapışmış ilaçla gezindim.
15 Rüyamda sürekli cinleri görürüm en son siyah bir kedi şeklindeydi.
Mimleri yapmayan herkesler yapsın tamam mı???
20 Temmuz 2014 Pazar
Cancağızlarım ben geldiiim!!!

Şu blog'a girerken sevgilisin görmeye giden genç kızlardan daha fazla heyecanlanıyorum buna yemin edebilirim!
Sizi öyle özledim kii her biriniz somut bir nesne olsaydınız hepinizi öpüp sarılırdım. Eğer ne kadar özlediğimi anlatmak için bir rakam kullanmam gerekseydi inanın bu rakamı yazmam yıllar alır okumanız ise dahada uzun sürebilirdi bunun yerine sadece ''çooooook özledim ve neler yaptınız meraktan çatlıyorum canımın içleri!'' diye bağırdığımı hayal edin çünkü bağırdım. Cırtlak sesim kulaklarınızda yankılanabilir bunun için özür dilerim.
Neden mi giremedim bloga? Dur anlatayım.
Sadece çocukları etkileyen çekim gücüne sahip olduğum için yazın başlarında üçüzlerden bir tanesi gelip bana eşlik etti onun gelişini kıskanan yavru ceylanım İstanbul'dan beri koşarak geldi bilirsiniz ki çocuklarla uğraşmak çok fazla zor bir buçuk ay gibi bir sürede onlara katlandım ve hepsini evine yolladım buraya kadar her şey güzeldi lakin yavru kedime bulduğum kırmızı diğer yavru kedinin gözündeki göz nezlesi bana geçene kadar!
Bu sürede eski arkadaşlarımda yanıma geldi ve hepsine göz nezle mi geçirdim hepsi evine döndü fakat lanet nezle hala gözümü acıtmaya devam ediyordu sonra şişen boğazlarım için gittim doktorda kedilere alerjim olduğunu öğrendim her yerimin delice kaşınmasının mantıklı sebebi kedilerin o sevimli tüyleriymiş onlara ağda yapmam gerektiğini biliyorum biraz toparlandıktan sonra ya ağda yada epilasyon yapıp onları kullanışlı bir hale getirip sevmeye devam edicem şimdilik ilişkimize ara verdim.
Onun yanı sıra eski sevdiceğimin amcası 48 yıl boyunca evlenmeyip tam bu yıl sevdiceğim eski olduğu yıl evlenmeye karar verdi eğer kızı görmeseydim bunu bana kastı yaptığını düşünebilirdim ama evlendiği Arnavutlu hatun 50 beklemeye değecek güzellikte. Gözüm şiş ve yaşlı bir şekilde ortalıkta dolanırken Eski sevdiceğimi gördüm bu sorun değil sorun gözüme bakıp seni ağlatmak istemedim Pink demesi beni çileden çıkardı Gerizekalı eski manitam yanına ağlamayacak kadar mantıklı olduğumu unutmuş ki böyle saçma bir soruyla beni bir boğa gibi sinirlendirdi onun bu hareketlerini eski olmasına verip gözden kayboldum ama dünyada başka şehir ve başka ev yokmuş gibi aynı mahalledeki milattan önce kalma tahta eve geldiklerini bilmek o evi bir gece ansızın yakmam için muhteşem bir sebep bunu yapmamam için mantıklı bir sebep bulana kadar her gece bunu yapmayı planlıycam!
Nerede kalmıştık heh! Benim babaannemden daha sağlıksız olduğumu anlamanız için hastaneye gittiğimde eline pansuman yapılan çocuğu görüp koridorda yaşlı ve göbekli bir amcanın üzerine düşüp bayıldığımı, tutuğum her hayvanın beni delicesine kaşındırdığını tansiyonumun 8 4 arası gidip geldiğini oruç tutarken iki büklüm olup ayaklarımı hissetmediğimi günlerce boğazımı saran lanet mikroptan dolayı yataktan çıkamayışı mı yaz tatilini hastanelerde ve yatarak geçirdiğimi anlatmama gerek yok sanırım. Siz zaten aklı başında muhteşem insanlar olduğunuz için bloga ilk girdiğin an benim hastane kokan tenimi fark ettiğinize eminim. Bütün bunların sağılıksız beslenmeden oladuğunu söylüyolar ama Doımates peynir kavun karpuz salata çiğer et karnabahar ıspanak pırasa fasülye bu liste uzar gider yememem benim suçum değil!
Aman Allahım ne kadar fazla konuştum gidip biraz bloglara bakmalıyım bensiz neler olmuş!
9 Haziran 2014 Pazartesi
Çok derin
Yazarken iç organlarını parçalayan bir yazarın kitabını bir kere okumak olmaz bir kaç kez okumalı insan.
Okurken çelişkiye düşürüp sonun da ''oooff deeep tamam ya haklısın'' dedirten bir kitap.
Bazı kitaplar kitap değil savaşçı mübarek seninle savaşır kimisini yenersin kimisiyle berabere kalırsın Sade ve derin muhteşem bir savaşçı bence onunla savaşmaya kalkmayın çünkü yenileceksiniz.Mesela dünyada en iyi taklit edilen duygunun sevgi olduğunu söylüyor ilk ''hiç de bile ben taklit etmiyorum'' desem de taklit ettiğim en iyi şeyin sevgi olduğunu kabullendim sonunda. Kitap okunduktan sonra sürekli kendiyle meşgul ediyor insanı bir cümlesinde yeterince düşünmemişsiniz gibi düşündürüyor sürekli. Zaten bayıldığım kelime oyunlarıyla dahada etkiledi beni. Kitap kişisel gelişim olmasa da bir çok kişisel gelişim kitabının aksine kişisel geliştirdi beni. Beni bana sorgulatan bir kitaptan sonra bir çok huyumu sorguya çekip birada öyle yapmak yok tamam mı demek zorunda kaldım.
Deepin blogunun küçüğü sanki kütüphanenize koyabilir sıkıldıkça okuyup hatta koklayabilirsiniz!
Biz diğer yazarların aksine deep hakkında hiç bir şey bilmiyoruz onu tanımıyoruz desek de aslında çok iyi tanıyoruz bir sanatçıyı sanatıyla tanımak çok zekice ve düşündürücü. İnsan yazılar böyleyse yazar nasıldır diye düşünüyor. Sanatını okuyarak sanatçıyı tanımak çok güzel bir şey. Yaşını yüzünü fiziksel özelliklerini değil aklını zekasını duygularını en derin şekilde tanıttırıyor.
Ama bir şey söyleyim mi Sade ve derin kardeş istiyo hani bir ikincisi de gelse diyorum ?
31 Mayıs 2014 Cumartesi
Kedicikler

Okuldan çıkmış salına salına evime gidiyordum. Üniversiteye'de mavi önlüklerle gitsek ne olurdu diye düşünüyordum ama duyduğum bir ses bütün düşüncelerden sıyırdı beni. Sesin geldiği yöne doğru gittiğimde bir binanın kenarında simsiyah tüylü bir şey gördüm biraz daha yaklaşınca birde ne göreyim! Ağlayan bebek bir kedi. Kediyi kucağıma aldığımda arkasındaki beyaz kediyi ve yanlarında ölü bulunan gri kediyi de fark ettim. Sürekli ağlıyorlardı dedim ki pink anne olma zamanın geldi kızım!
Dayanamayıp iki bebeği kucağıma alıp eve gittim. Tabi kedilerle eve giremem bizimkiler istemez. Hemen Ahseni aradım napsak diye düşünüp onların bodrum katının müsait olacağına karar verdik. Güzel bir yer yaptık internet de yaptığım araştırmaya göre sıcağı seviyolarmış hemen sıcak su torbası koydum onun yanına girip rahat ediyolar ama koca bir sorun var gözleri çok berbat gerçekten iğrenç gzüküyodu birinin bir gözü tamamen kapalıydı. İnternette ılık çay suyuyla silin yazıyodu. Tabi Ahsen ben yapmam diyince iş başa düştü eldiven takıp gözlerini temizledim ve şimdi fal taşı gibi açıldılar. Öyle açtılar ki yavru kediler ekmek yemez ya o yerde bulduğu ekmeğe öyle bir saldırdı ki içim gitti. Süt mama verdim. Bir tanesi çok iyi ama siyah olanı çok halsiz ve titriyo çok az yemek yiyo ilaç verdim ama pek bir şey değişmedi neyapsam acaba inşallah ölmez. Diğer beyaz olanı görmeniz lazım öyle sevimli ki benden daha çok yemek yiyo gerçekten ben hayatım boyunca bir dilim beyaz peyniri bitirememişimdir bu gün onlara götürdüm koca bir dilim peyiniri yedi! Dersmiş mersmiş bırakıp onları izliyorum tutmayada kıyamıyorum çok minikler. Oradan çıkınca mecbur duş almak zorunda kalıyorum yoksa kaşınıyorum günde kaç kez duş alıyorum siz hesaplayın.
Birde uçakla hayvanları nasıl götürüyorlar bir bilginiz var mı bunları sürekli bakamam yazın peşime götürüp orada bırakmayı planlıyorum. Nasıl ayrılıcaksam artık.
Siyah kedi çok halsiz ve hasta ya o na ne yapabilirim bir el atın hele.
26 Mayıs 2014 Pazartesi

''Ödevlerinizi beni üzmeden yaparsanız sizi pizza yemeye götürüceeeem!!'' Bu cümleyi öyle coşkuyla kurmuştum ki çocukların sevinmesini hayal ederken karşım da ellerini önlerinde birleştirmiş üç adam gördüm. Sanki küfür etmişim gibi bana bakıyolar.
''Biz pizza sevmeyiz''
''Ne seversiniz. Dayak?''
''Waffleeeee'' diye çığlık atınca kabul ettim. Ödevlerini zar zor yaptırdım. Onları dışarı çıkarmak everste tırmanmak gibi. Hepsinin üzerini giydireceksin ve yemek seçer gibi kıyafet seçiyolar. Hele dışarıda beş dakikalık yolu taksiyle gitmek zorunda kaldık çünkü birini kucağıma alıyorum diğer ikisi bir oraya bir buraya savruluyor.
Anneleri piskolojik rahatsızlık geçirdiğinden ben mecburen bu zor görevi üstlenmek zorunda kaldım. Üstelik final haftasında! İnanın bittim başımda saç değil kuş yuvası var sanki en son ne zaman duş aldım bilmiyorum. Öyle bir ev ki kocaman ve altta şirketleri var orada çalışanların çoğu akraba hepsi eve çıkıyorlar.
Mutfakta kek yapan kızlar hayal edin bir odada tırnaklarını kesmemek için ağyalan bir çocuk diğer odada heceleyerek kitap okuyan ve tabletle futbol oynayıp çığlıklar atan çocuklar. Sanki yeterince kıyamet kopmuyormuş gibi diğer odada kahve rengi saçlarını sarıya boyamaya çalışan kızlar.
Bu evin annesi nerede diye sorarsanız yatak odasına bakabilirsiniz uyuyo.
Çocuklarla baş etmek öyle zor ki bu yüzden ben gidiyorum zaten ne yaptığımı bilmiyorum ama bir şekilde sözümü geçiriyorum ve beni çok seviyorlar. Bir odada koğuş gibi üç yatak var her gece hepsinde biraz konaklayıp hepsinin uyumasını sağladıktan sonra bir koltuğun üzerinde sabahlıyorum. Dün gece beşte yattım ve sabah sekizde kalktım ve benim beynim resmen yandı.
O muhteşem cumartesi günü waffle yemek için oturduğumuz cafe de çocuklarla baş etmeye çalışıyordum sürekli bir kavga içindeler bir birleriyle rekabet halindeler.
''Bende yemeğini kim usluca yerse pazartesi onun sınıfına geliceeem'' diye ödül koydum ikizler sevinirken diğeri
''Biziim sınıfa gelemezzssin kiii Orhan var ya kızları dövüyo seni de döveer''dedi. Ben tabi söylediği şey çok ciddiymiş gibi davranıyorum aksi halde ağlamaya başlıyorlar
'' Anneni dövmüyomu. Hem siz beni koruyamazmısınızz?'' oda başını sallayıp
''Hayyır hayııranneleri değil senin gibi küçük kızları dövüyooo''
''Alla alla sensin küçük'' diye çemkiriyodum kii bir ses gelmeye başladı önce ne olduğunu anlamadım gözlerim fal taşı gibi açıldı masalar sallanmaya insanlar kalkıp dışarı çıkmaya başlayınca anladım aha deprem!
Hemde üç çocukla tek başıma ne yapacağımı şaşırdım bir küçük aklım vardı ya hani arada bir çalışan ha işte onuda orada kaybettim. Hem korkup çocukları korkutmak istemiyorum hemde çok korkuyorum. Telefonumu cebime sıkıştırıp çocukları tek sıra yaptım tabi kocaman bağırdım '' Şimdi sözümü dinlemeyen ceza alır kıyafet cezası okula çıplak gitmek zorunda kalır!'' bu ceza hep işe yarar yemek yemediklerinde ders çalışmadıklarında kullandığım bir tehdittir kendi yöntemlerimle anca bu kadarını bulabiliyorum. Bağırınca ilgi çekmiş olacağım ki kadının biri yanıma gelip yardım etti çocukları birlikte çıkarıp zaten kalablık olan caddelerde aptalca bekledik. İnsan ne yapacağını da bilemiyor. Neyse telefonum çıkarıp annelerini aradım gelip aldılar bizi. Tabi çantamı cafede unuttum iyi ki telefonumu almıştım tekrar gidince sağ salim ulaştım çantama ama depremden daha şiddetli panik yaşadım çantamdan ayrı kalınca. Neyse bu gün acıdılar da evime yolladılar beni duş alıp başımdaki kuş yuvasından kurtuldum. Ama siz siz olun bakamayacağınız çocukları doğurmayın korunun bağlatın hatta yumurtalıklarını çevrim dışı yapın.
ama yok yok vazgeçtim doğurun siz ya öyle tatlılar ki. Hatta saçımı çekmelerini bile özledim.
20 Mayıs 2014 Salı
Oklava alıyorum

Bu aralar keşke bütün erkekler eşcinsel olsa gibi bencil bir düşünce var içimde... İnsanın sevgilisi varken kafası rahat herkesin dünya ahiret bacısı oluyorsun ama yokken işte orası çok kötü.
Okuldaki aynı arkadaş gurubunda olduğum erkeklerle mecburen iletişim halinde oluyorum ama herkesle mesafeliyim korumam gereken mesafenin farkındayım. Ama buna rağmen beni çok sinirlendiriyorlar. Böyle asılmalar laf atmalar öyle iğrenç ki deliye dönüyorum bana diyo biliyorum ama ortaya dediği için cevap veremiyorum. Kırmakta istemiyorum. Hele iltifat ettiklerinde şartellerim atıyo ''Ben güzel değilim sen gerizekalısın. Off niiye öyle dedin ki şimdi sus sus aptal rezil ettin beni ya hiç mi utanmıyosun dur senin yerine de ben utanayım'' derken kendi kendime karşımdakine de sadece Teşekkür edebiliyorum. Geçenlerde biri numaramı istedi ''Ben telefon kullanmıyorum dumanla mesajlaşıyorum' 'Diye espiri yaparak geçiştirdim sonra kızların birinden almış numaramı ama öyle gıcık ki Siktir git desen sen ayıplanırsın ama demesen iyice deli oluyorum. Neyse ne yaptım ettim uzaklaştırdım kendimden onu. İtici olmak için elimden geleni yapıyorum. Ahsenlerde ders çalışırken sıkıldık hadi müzik açalım diye bir fikir sundu birileri o yarım akıllı bey efendi
bana dönüp ''Pink sen aç müzik zevkini merak ediyorum'' diye bir fikir sundu ben hiç reddetmeden kalkıp Ankaranın bağlarını açtım o anki yüz ifadesini görmenizi isterdim harikaydı ben de hiç bi şey olmamış gibi ''Ne var yani ben depresyona girsem bile bunu dinlerim''dedim halbuki o şarkıyı ilk defa baştan sona kadar orada dinledim.
Herkesi anlardım da okulun ilk gününden beri çok iyi bir arkadaşım vardı çok komik kısa boylu kıvırcık saçlı eğlenceli biri. Arkadaşım dediysem kimseyle de öyle çok samimi olmam Her neyse dün pizza yiyicektik nereye gidiyorsunuz diye sorunca hadi sende gel dedim oda espiriyle ''Bana beni sevdiğini söylersen gelirim'' dedi bende ne yapacğımı şaşırdım '' Dünya ahiret bacım olarak çok seviyorum seni'' diye espiri yaptım ama nasıl sinirlendi çocuğa bacı dedim diye bozulmadığına eminim. Böyle elimin tersiyle bir tane vursam çok rahatlardım.
Onları bir şekilde kendimden uzaklaştırıyorum ama uzaklaştırana kadar boğuluyorum. Bu konuyu Ahsen'le masaya yatırdık acaba neden oluyo bunlar diye seçenekleri belirledik.
Güzel değilim. Gerçekten çok ilgi çeken bir tipim yok hele süslenmeyince bana bakmaya bile gerek duymazsınız ki çok nadir süslenirim ilgi çekmemek için hatta görünmezlik iksiri diye bir şey olsaydı midemi bozana kadar içerdim.
Kaşarmıyım öyle sıkıştım ki bu konuyu ciddi ciddi düşündüm. Ama yok yani benden olsa olsa yeşil zeytin olur.
Birde bana açılmaya korkuyolar nasıl bir göz dağı verdiysem artık. Tabi haberleri geliyo Kimse kimseye aşık değil bir kere onu bir kanara yazalım ben o yalana bir kez inandım bir daha inanmam.
Şimdi benden tiksinmeleri için elimden geleni yapıcam ama ne yapsam seçemiyorum nasıl davransam bilemiyorum.
Ama bu böyle giderse elime bir oklava alıcam onunla dışarı çıkıcam sinirlendiğim an oklavamı hiç çekinmeden kullanıcam. Şiddete karşıyım ama beni mecbur bırakırlarsa yapacak bir şey yok.
12 Mayıs 2014 Pazartesi
Bİr kilo mim yarım kilo tag

Seyma Tanis
ahukader
Dördüncü Tekil Şahıs
Zeritte Briss
Seyhan
Belle Fugitive
Beni mimlemiş. Sanki biri daha mimlemişti ama hatırlayamıyorum şuan.Beni mimleyen bu muhteşem insanları kocaman kocaman öpüyorum.
Bir çok mim var ama ben hepsini karıştırıcam benziyorlar zaten.
Siz hiç hile yapıp kazanabileceğiniz bir oyunu dürüstçe kaybetmeyi tercih ettiniz mi? Evet hile yapınca kazanabilirim ama kaybetmekte zevkli çoğu zaman
Siz hiç sabah uyanıp aynada görünce keyiflenmek için geceden yüzünüzü komikçe boyadınız mı? haha evet yaptım hatta Eminönün de gördüğüm bir arap kadının makyajını yapmıştım mas mavi yeğenim nası korkmuştu.
Siz hiç kardeşim diye tanıttığınız insandan tekme yediniz mi? Hayır yemedim
Siz hiç sevdiğiniz halde insanlarla ilişkinizi kesmek zorunda kaldınız mı?
Aaa evet sanırım.
Siz hiç arkadaşınızın canı sıkkınken mutlu olmaktan utandınız mı?
Kesinlikle hiç üzülmediğim bir şey olsa bile hayatımın en üzücü şeyiymiş gibi davranıyorum.
Siz hiç, annem biraz daha uyusun, diye kendi uykunuzdan feragat ettiniz mi? Böyle bir durumla hiç karşılaşmadım karşılaşsam yaparmıydım ımm yapardım sanırım
Siz hiç kınadığınız şeyler başınıza geldiğinde bundan ders aldınız mı?
ay evet ne güldüysem başıma geldi valla bak.
Siz hiç nefessiz kalıp, ölüyorum herhalde, diyecek kadar güldünüz mü, hareketli bir dans parçası çalarken ağladınız mı? Nefessiz kalacak kadar çok güldüğüm oldu hatta dün oldu babaanneme telefon sapığı dadanmıştı gecenin bir yarısında gülmekten ölecektim. Ama şarkı dinlerken ağlamam.
Siz hiç halay başı oldunuz mu? Hiç olmadım hemen olmalıyım.
1. Siz hiç gerçek aşk nedir bildiniz mi?
Nayır.
2. Siz hiç acı çektiniz mi?
Acıların çocuğuyum diye korkunç bir espiri yapmaktan son anda vazgeçtim
3.Siz hiç insanların taa gözlerinin içine baktınız mı?
Hayır konuşurken bile kimsenin gözüne bakamam gözüme çok bakan olursa aşırı rahatsız olurum utanırım ben.
4.Siz hiç salıncakta sallanıp bulutları yakalamaya çalıştınız mı?
Salıncakta sallanırken saatlerce neden yakalayamıyorum diye düşünürdüm hala düşünüyorum neden yaklayamıyorum?
5.Siz hiç ayağınız takılıp düştüğünüzde kendinize bayılana kadar güldünüz mü?
Yok pek gülmem panik yaparım o an
6.Siz hiç parmak yarışı yaptınız mı?
Yeğenimle sürekli yapıyoruz bide yeniyo ya beni deli oluyorum.
7.Siz hiç kafanızı su dolu bir kovaya koyup nefesinizi ne kadar tutabileceğinize baktınız mı?
Evet çok eğlenirdik hatta saat bile tutardık en çok kalan kazanıp birinci olurdu
8.Siz hiç ruh çağırdınız mı?
Evet çok çağırdık ama gelmedi zalimin ruhu
9.Siz hiç altın günü yaptınız mı?
Hiç katılmadım ama merak ediyorum nasıl bir şey?
10.Siz hiç pamuk şeker yerken elinize yüzünüze bulaştırdınız mı?
Bu soruya pamuk şeker sevimiyorum diye cevap veren tek dişi ben olurum sanırım ama sevmiyorum napiyim ağzıma atınca kayboluyo hemencecik. Çok güzel güzüküyo hep alıyorum ama yiyemiyorum
11Siz hiç bir gece yarısı uyanıp sevdiğinizin (kim olursa olsun) nefesini dinlediniz mi?
Hemde çook. Yeğenlerime yaparım bebekler o kadar güzel oluyorlar ki uyurken dayanamam öperek uyandırır olay yerinden uzaklaşırım.
12.Siz hiç saatlerce köpük banyosu yaptınız mı?
Yapmadım
13.Siz hiç çimlerin üstünde çıplak ayak yürüme keyfini yaşadınız mı?
Yaşamadım ama bu sorudan sonra gördüğüm ilk çimde çıplak ayak yürüycem.
14.Siz hiç yağmur altında çılgınca koştunuz mu?
Nisan yağmuru şifa dediler kısacık giyinip dışarı çıktık hatta plates bile yaptık. Şifayı kaptık orası doğru ama.
15.Siz hiç bir günü hayıflanmadan geçirebildiniz mi?
Eveet
16.Siz hiç sesiniz kötü olsa bile bir şarkıyı bağıra bağıra söylediniz mi?
Sürekli yapıyorum. Bazen abim susmam için para teklif ediyor bu işi ticarete dökmeyi düşünüyorum.
17.Siz hiç kendi takımınız yense bile karşı takımla alay etmeden medenice tebrik ettiniz mi?
Evet
18.Siz hiç yardımlaştınız mı?
Evet
19.Siz hiç saatlerce beklemenize rağmen acelesi olduğu her halinden belli olan birine yerinizi verdiniz mi?
Hastahanede çok yaptım hatta bir kaç gün önce yaptım.
20.Siz hiç cep telefonunuzu evde bırakıp dışarı çıktınız mı?
Bazen özellikle bırakıyorum çok rahat oluyo
21.Siz hiç 'etraf ne der' diye düşünmeden bir kez rahat hareket ettiniz mi?
Evet ama etraf haklıymış öyle davrandığım zamanlar başıma hep bir iş gelir
22.Siz hiç gönlünüzce yaşayabildiniz mi?
Bu soruya evet diyen bir insanı bulun getirin öpücem. Çünkü insan doyumsuzdur elinde ne olursa olsun gönlünce olmaz.
Bu mimde tek kelimelik cevaplar olmalıymış
1. Telefonun Nerede?
Odamda
2.Partnerin?
Aptal
3.Saçların?
Sevimli
4.Annen?
Özledim
5.Baban?
Kahraman
6.En sevdiğin eşya?
Yatağım
7.Son gece gördüğün rüya?
kabus
8.Hayalindeki araba?
Rcep İvediğinki mavisi ama. Tek kelime olmadı ama napalım.
9.İçinde bulunduğun oda?
Pembe
10.Korkun?
Kaybetmek
11.10 sene içinde ne olmak istiyorsun?
İnsan( belkide Sultan )
12.Sen ne değilsin?
Cem Yılmaz
13.En son yaptığın şey?
Ders
14.Üzerinde ne var?
Pijama
15.Senin hayatın?
elhamdülillah
16.Moralim?
Pozitif
17.Şu an ne düşünüyorsun?
Karnımı ( Acıktım da)
18.Senin bilgisayarın?
Virüslü
19.Bira?
Vişne suyu?
20.Aşk?
Nutella
A bitmiş.
Mimliycek pek kimse yok herkes yapmış çünkü. Ama yapmayanlar yapmak isterse yapsın ben okumak isterim şahsen.
Ve bu arada bana dua edin korkunç bir yere gidiyorum üç erkek çocuğuna bakmakla yükümlüyüm ve hepsinin milyonlarca ödevi var. Öyle yaramazlar ki onları nasıl zapt edicem bilmiyorum.
9 Mayıs 2014 Cuma
Elmasız olsun kurabiyeler.

Mutfaktan gelen elmalı kurabiye kokusunun eşliğinde üzerine giydiği beyaz elbisesinin Haziran güneşine çok yakışacağını düşünüyordu. Kıvırcık saçlarını sıkıca bağlayıp kokunun geldiği yöne gitti.
Mutfakta harikalar yapan annesine elbisesini gösterip kendi etrafında dönerken dünyanın en mutlu çocuğuydu. Annesi beyaz elbiseyi kirleteceğini bildiği halde kızına ''Çok güzel olmuşsun. Eylül seni bekliyor dışarıda bizde şimdi geliyoruz hadi'' derken kızının poposuna hafifçe vurarak mutfaktan uzaklaştırdı. Kız fotoğraf makinesini piknik sepetine sıkıştırıp dışarı çıktı. Annesini beklerken kırmızı tebeşirle yere çizdikleri seksek oyununu oynuyorlardı. Oyunun yarısındayken aileleri geldi ve oyunu bırakıp arabaya yerleştiler. Sıkıştıkları arabada yol boyunca çeşitli şarkılar söylemişlerdi. On beş dakikalık yola ne çok şarkı sığdırmışlardı...
Gittikleri piknik alanı sakin bir deniz kenarıydı, kayalıklarda zar zor büyümüş çiçekleri toplamak için sabırsızlanıyordu. Kahvaltılarını annelerinin hazırladığı o muhteşem sofrada yapıp kendilerini oyuna kaptırdılar. Bu güzel günü ölümsüzleştirmek için objektifin karşısına geçtiklerinde hepsi gülümsüyordu.Küçük kız kayalıklardaki çiçekleri özenle toplayıp saçındaki tokayla demet yaptı, babalar günü için hazırladığı bu güzel hediyeye gülümseyerek bakıp özenle piknik sepetine yerleştirdi. Patlayan flaşlardan sonra eve dönmek için tekrar arabaya doluştular. Tam o sırada geçen bir ambulans sesi kulakları çınlatırken annelerin yüzüne geçici bir hüzün yerleşti ''Allah şifa versin'' diye dua ederken hiç bir şeyden haberleri yoktu. Eve döndüklerinde biraz daha seksek oynamak için izin istedi annesinden.
Biraz oynadıktan sonra elmalı kurabiye istedi canları kurabiye yemek için eve döndüler. Zile bastıklarında kapıyı küçük kardeşi açmıştı kaç yaşındaydı beş mi belki dört emin değildi, koşarak mutfağa giderken içeriden gelen seslere aldırmadı masanın üzerine duran kurabiyelerden bir tane alıp ısırdı, kurabiyeleri mideye indirirken içeriden gelen seslerde yükselmişti sesleri merak edip salona geçerken bir ısırık daha aldı eğer bilseydi başına gelecekleri ağzına sürmezdi o kurabiyeyi ama bilmiyordu işte. Kulağına gelen ses dalgaları beynine giderken ne duyduğunu anlayamadı gördüğü manzara karşısında olduğu yerde kala kalmıştı. Ağzındaki o muhteşem tat zehir olmuştu bir anda. Anlayamıyordu anlamak istemiyordu kafayı yiyecek gibiydi duydukları gördükleri küçük bedenine ağır gelmişti idrak da etmemişti zaten öylece kalmıştı işte kapı başında. Üzerine doğru yaklaşan kadının ağlayan annesine sus derken gördü feryat eden ailesi ''Bir şey yok tatlım sadece küçük bir kaza geçirmiş baban'' derken bile yalan olduğunu anlamıştı. Bu perişan manzarayı izlerken gözüne kardeşi takıldı öyle korkmuştu ki küçük çocuk bir ağlayan insanlara bakarken. Küçük kız olduğu yerden kıpırdamayı başarınca koşarak kardeşini aldı ve o odadan çıkardı girdikleri sesiz odada olanları idrak etmeye çalışırken küçük kardeş ''Ağlasam ayıp olur mu?'' deyince dehşete düştü. Hiç bir şeye tepki veremezken insan cübümşüyle sürüklenip bir arabaya bindirildiler. Dayılar, amcalar, kilometrelerce uzaklıktan gelmişlerdi saatlerce süren bir yolculuk ağlayan anne bayılan abla korkan kardeş ve durup olanları izleyen küçük kız.
Vardıkları yerde babaanneyle birleşince, göz yaşları dahada yükseldi insanların. Koşarak uzaklaşmak istedi kız oradan uzaklaşmak isterken kendini bir kümesin içinde buldu. Sesiz tavuklar insanlardan daha sevimli gelmişti oturdu ve düşündü düşündükçe ağladı öyle korkunç bir duyguydu ki bu duyguyu anlatmak için uygun cümle arasaydık bulamazdık. Saatlerce ağlayan bedeni yorgun düşünce uykuya teslim oldu... Kulağına gelen sesle korkuyla irkildi yanağındaki kurumuş yaşları hissedebiliyordu yanında gıdaklayan tavukların sesinden kurtulmak için dışarı çıktığında sabah olduğunu görmüştü. Görselleri algılamaya çalışırken kulağına gelen babasının selasıyla bir kez daha yıkıldı. Olduğu yere oturup kalan gücüyle de ağladı. Kaç saattir orada olduğunu bilmiyordu ama uzun süre çok uzun süre oradaydı.
Kalkıp eve gitmek istedi yavaş adımlarla eve doğru yürümeye başlarken ayakları onu mezarlıklara götürmüştü. Mezar kazıcıların olduğu yere gittiğinde öyle derin bir çukur vardı ki...çok derindi işte. Süper kahramanlar ölmezdi hani? ölmüştü işte babası belki pelerini olsaydı böyle olmazdı.
Mezarı kazan adamlar küçük kızın gözündeki dehşeti görmüş olacaklar ki biri kucağına alıp eve götürdü. Evde biraz kendine gelmiş siyah bir kalabalık vardı simsiyahtı herkes siyahtı siyah kalabalığın içinde beyaz elbisesiyle parlıyordu.
Kiminin bacağının kiminin kolunun altından geçince salona vardı. Annesi ablası kardeşi artık ağlamayı bırakmıştı sessizce bakıyorlardı tabutun içinde gülümseyen adama bakıyorlardı. Kız babasına yaklaştığında dokunmak istedi öpmek koklamak ama yapamadı. Değişen neydi dün tatil planı yapıyorlardı işte bu gün niye konuşamıyordu niye onun için bir çukur kazılıyordu kız sarılmak istiyordu da neden sarılamıyordu. Ruhsuz bir beden neden yaşıyamıyordu. Sonra ne olduğunu anlamadı ayakları yerden kesildi biri kucağına almıştı kızı yüzünü göremediği kadın kızın kulağına fısıldadı ''İnna lillah ve inna ileyhi raciun'' Şüphesiz biz Allah'tan geldik ve o'na döneceğiz'' Söylenen bu cümleler yüreğindeki alevlere su olmuştu, sönmemişti ama dinmişti biraz. Küçük kız zamanla yüreğindeki küllerle yaşamaya alıştı bazen tekrara alev alır o küller öyle alev alır ki vüdunu yakacak şekilde o zamanlar kendi kendine söylenir durur o muhteşem ayetleri''İnna lillah ve inna ileyhi raciun''
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










