''Ödevlerinizi beni üzmeden yaparsanız sizi pizza yemeye götürüceeeem!!'' Bu cümleyi öyle coşkuyla kurmuştum ki çocukların sevinmesini hayal ederken karşım da ellerini önlerinde birleştirmiş üç adam gördüm. Sanki küfür etmişim gibi bana bakıyolar.
''Biz pizza sevmeyiz''
''Ne seversiniz. Dayak?''
''Waffleeeee'' diye çığlık atınca kabul ettim. Ödevlerini zar zor yaptırdım. Onları dışarı çıkarmak everste tırmanmak gibi. Hepsinin üzerini giydireceksin ve yemek seçer gibi kıyafet seçiyolar. Hele dışarıda beş dakikalık yolu taksiyle gitmek zorunda kaldık çünkü birini kucağıma alıyorum diğer ikisi bir oraya bir buraya savruluyor.
Anneleri piskolojik rahatsızlık geçirdiğinden ben mecburen bu zor görevi üstlenmek zorunda kaldım. Üstelik final haftasında! İnanın bittim başımda saç değil kuş yuvası var sanki en son ne zaman duş aldım bilmiyorum. Öyle bir ev ki kocaman ve altta şirketleri var orada çalışanların çoğu akraba hepsi eve çıkıyorlar.
Mutfakta kek yapan kızlar hayal edin bir odada tırnaklarını kesmemek için ağyalan bir çocuk diğer odada heceleyerek kitap okuyan ve tabletle futbol oynayıp çığlıklar atan çocuklar. Sanki yeterince kıyamet kopmuyormuş gibi diğer odada kahve rengi saçlarını sarıya boyamaya çalışan kızlar.
Bu evin annesi nerede diye sorarsanız yatak odasına bakabilirsiniz uyuyo.
Çocuklarla baş etmek öyle zor ki bu yüzden ben gidiyorum zaten ne yaptığımı bilmiyorum ama bir şekilde sözümü geçiriyorum ve beni çok seviyorlar. Bir odada koğuş gibi üç yatak var her gece hepsinde biraz konaklayıp hepsinin uyumasını sağladıktan sonra bir koltuğun üzerinde sabahlıyorum. Dün gece beşte yattım ve sabah sekizde kalktım ve benim beynim resmen yandı.
O muhteşem cumartesi günü waffle yemek için oturduğumuz cafe de çocuklarla baş etmeye çalışıyordum sürekli bir kavga içindeler bir birleriyle rekabet halindeler.
''Bende yemeğini kim usluca yerse pazartesi onun sınıfına geliceeem'' diye ödül koydum ikizler sevinirken diğeri
''Biziim sınıfa gelemezzssin kiii Orhan var ya kızları dövüyo seni de döveer''dedi. Ben tabi söylediği şey çok ciddiymiş gibi davranıyorum aksi halde ağlamaya başlıyorlar
'' Anneni dövmüyomu. Hem siz beni koruyamazmısınızz?'' oda başını sallayıp
''Hayyır hayııranneleri değil senin gibi küçük kızları dövüyooo''
''Alla alla sensin küçük'' diye çemkiriyodum kii bir ses gelmeye başladı önce ne olduğunu anlamadım gözlerim fal taşı gibi açıldı masalar sallanmaya insanlar kalkıp dışarı çıkmaya başlayınca anladım aha deprem!
Hemde üç çocukla tek başıma ne yapacağımı şaşırdım bir küçük aklım vardı ya hani arada bir çalışan ha işte onuda orada kaybettim. Hem korkup çocukları korkutmak istemiyorum hemde çok korkuyorum. Telefonumu cebime sıkıştırıp çocukları tek sıra yaptım tabi kocaman bağırdım '' Şimdi sözümü dinlemeyen ceza alır kıyafet cezası okula çıplak gitmek zorunda kalır!'' bu ceza hep işe yarar yemek yemediklerinde ders çalışmadıklarında kullandığım bir tehdittir kendi yöntemlerimle anca bu kadarını bulabiliyorum. Bağırınca ilgi çekmiş olacağım ki kadının biri yanıma gelip yardım etti çocukları birlikte çıkarıp zaten kalablık olan caddelerde aptalca bekledik. İnsan ne yapacağını da bilemiyor. Neyse telefonum çıkarıp annelerini aradım gelip aldılar bizi. Tabi çantamı cafede unuttum iyi ki telefonumu almıştım tekrar gidince sağ salim ulaştım çantama ama depremden daha şiddetli panik yaşadım çantamdan ayrı kalınca. Neyse bu gün acıdılar da evime yolladılar beni duş alıp başımdaki kuş yuvasından kurtuldum. Ama siz siz olun bakamayacağınız çocukları doğurmayın korunun bağlatın hatta yumurtalıklarını çevrim dışı yapın.
ama yok yok vazgeçtim doğurun siz ya öyle tatlılar ki. Hatta saçımı çekmelerini bile özledim.