Tarih beni yazmıyorsa ben kendim yazarım!

1 Aralık 2015 Salı

Çizgi dizi

Şu dünya da herkesi anlarım ama çizgi film sevmeyenleri anlayamam. Öyle muhteşem öyle sevimli bir dünya nasıl sevilmez ki. Açıkça söylemeliyim ki ben çizgi dizileri animasyon filmler gerçek film ve dizilerden daha çok seviyor ve izliyorum. Hiç bir fizik kuralının geçerli olmadığı hayal gücünün sevimli görsellerin ince espirilerin olduğu bi dünya nasıl sevilmez ki. Çevremde erkek kardeşim dışında çizgi dizi seven insan yok onuda ben alıştırdım artık birlikte barbi bile izliyoruz.
   Animasyonlardan çok tak atımlık çıtır gibi gelen kısa dizileri izliyorum aslına bakarsan izlemediğim animasyon film de yok. Neyse bu aralar en sevdiğim üç çizgi diziden bahsedicem.
             
GUMBALL: ilk Gumball geliyor çünkü en sevdiğim o. Kendisi mavi bir kedi olsa da babası ve kız kardeşi tavşan erkek kardeşi ise balık. Çizgi filmde kızarmış ekmek, muz, balon, fıstık, çiçek ve neyidüğü belirsiz bir çok karakter var. Filmde çok ince espiriler bulabilirsiniz mesela ilk gördüğümden beri çok güldüğüm şey filmdeki polisin donut şeklin de olması işte  o şekle rağmen çok ciddi bir ifadesi olan polis amcamız işini çok ciddiye alıyor.



İlgimi çeken karakterlerden birisi de muz. Sanırım görüntüsü çok hoşuma gidiyor ondan dolayı onu izlemeyi seviyorum. İşte bu da muz arkadaşımız kabuğu soyulunca çok utanıyor

Ve bazen çok ayıp şeyler yapabiliyor.

Dalga geçmeyin ama ikinci olarak Barbie Life in the Dreamhouse geliyor.

 Her şeyin mükemmel olduğu bir dünyada yaşayan oyuncak bebek dünyası. Hafif aptal genellikle mükemmel bir sevgili, beceriksiz düşman, sevimli hayvanlar, ve kocaman makyaj malzemelerinin olduğu bir dünya ve genellikle her şey pembe. Öyle bakınca kız filmi gibi gelebilir ama erkeklerde izleyebilir ben kardeşim ve yeğenimle oturup izliyorum hatta bazen babaannem de bize eşilk ediyor. İlk bakışta bana çok itici gelmişti fakat izledikçe komik ve eğlenceli olduğu anladım normal barbie animasyon filmleri gibi değil onlar çok durgun ve fazla nezaket kurallarına uyuyor kısaca eğlenceli bir dünya ve zaten kısacık kısacık bölümleri var  bi tadına bakın derim.


Son olarak neden sevdiğimi bilmediğim bayağı çocuk filmi olan shaun the sheep

Normalde koyunlara bayılırım zaten burada da komik tiplerine bayılıyorum elime bir geçseler de mıncıklasam istiyorum
 bir de sürünün bebeği olan şu arkadaşın emzik emişine bayılıyorum çok sevimli.
  Bi gumball sponge bob simpsons'lar değil ama izlerken keyf alıyorum 

Sizin de bildiğiniz izlenesi çizgi diziler varsa lütfen paylaşın çünkü bunların tüm bölümlerini izledim (utanan maymun smileyı)







20 Kasım 2015 Cuma



                           
                       
Az önce oturdum eski yazılarımı okudum ben bildiğin çıt kırıldım premsesmişim ya. Bu süreçte ne oldu bilmiyorum ama içimde yatan koğuş ağası ortaya çıkmış bir bıyık bıraksam tamamım.

 İnsanın geçmişini okuması çok güzel bir şey neler yaşamışım neler hissetmişim hepsi duruyor. Ama bayağı bayağı yazmışım şimdi yazamıyorum yörüngemi kaybetmiş gibiyim neyi takip ediyordum nasıl yazıyordum ne yapıyordum diye sürekli hatırlamaya çalışıyorum. Keşke hiç bırakmasaymışım. Gerçi yazmayı hiç bırakmadım twitter da sürekli yazdım daha pratik olduğu için oradan bir hesap açtım hesabım bayağı bayağı büyüdü fanlarım bile çıktı hatta bir dergiden yazarlık teklifi aldım ama orada böyle yazmıyorum kendimden bahsetmiyorum gelişi güzel sallıyorum cümleleri ne çıkarsa. Burası benim iç dünyam olmuş koğuş ağası olmadığım tek yer bazen hangisi gerçek benim diye düşünüyorum hissettiklerim mi tavırlarım mı ikisinin arasında büyük bir çelişki var ama bu konu hakkında fazla düşünmemeye çalışıyorum sonu hiç iyi yerlere çıkmıyor. Aslında şu sıralar düşünmem gereken tek şey vizeler vizeler ve vizeler ama ipin ucu kaçtığı için nereden çalışmaya başlayacağımı bilemiyorum okulu yıllarca bitiremeyenlerden olmak istemiyorum bunun için çok çalışmam çalışmam içinde iyi olmam gerekiyor ama iyi olmam için ne yapmam gerektiğini bilimyorum umarım en kısa zamanda öğrenirim yoksa sonum pek iyiye gitmiyor. Buraya böyle bir ruh haliyle dönmek hiç istemedim aslında biraz da bunun için bekledim belki bir şeyler düzelir enerjim yükselir ama hiç bir şey olmadı bende döndüm işte.

16 Kasım 2015 Pazartesi




                                
Şuan resmen buradayım inanmıyorum
Bu blogu ne kadar sevdiğimi yokluğunda çok iyi anladım. Hepinizi öyle çoook özledim ki heycandan ne diyeceğimi bilemiyorum. Aklım hep buradaydı ama gelmeye hiç vaktim olmadı. Yazmayı bıraktığım da ailem İstanbul'a taşınmak üzereydi o sıralarda tek başıma o işlerle uğraştım önce ev aldım sonra o evi donattım ve ailem geldi dile kolay ama uygun evi bulmam aylar sürdü aşırı yorucu bir süreçti bu sürecte okulu bayağı boşladım dersleri biraz toparlayım bloga dönerim derken annem rahatsızlandı doktorlar kanın da bir şeyler olduğunu söyledi annemin tedavi sürecinde dersleri ve kendimi tamamen saldım o arada da gelmeyi çok istedim ama o kadar yorgun yoğundum ki değil yazmak elime kitap alıp okumaya fırsatım yoktu. Bir çok tedaviden sonra annem kendini toparladı hatta eskisinden iyi oldu ben tam nefes alıp tamamen saldığım derslere odaklanacakken berbat bir şey oldu ilk nereden kaynaklandığını bilmediğim şiddetli bir karın ağrısı tuttu beni neredeyse her gece gittiğim acil de vurulan ağrı kesiciler fayda etmeyince doktora gittim fakat gittiğim doktorlar hiç bir şey bulamadı bir gün yine hastane koridorun da kıvranırken bir anda aklima kadın doğum geldi neden daha önce kimsenin aklina gelmediğini bilmiyorum doktora gittiğimde ultrasona girdim ve rahmide 9 cmlik bir kist tespit edildi fakat kistim de benim gibi hiperaktif olduğu için hareket ediyormuş ve bu arkadaş her hareket edişinde yumurtalıklar ölüyormuş işin tuhaf tarafı bu arkadaşın dönüp dolaşıp rahim agizini kapama ihtimali varmış eğer öyle bir anda kanama olurasa bu rahime bedel olurmuş bu nedenle ağrim geldiğinde kessinlikle ağrı kesici içmem yasaklandı her ağrim geldiginde acile gidip ultrosana giriyor ve kistin durumunu kontrol ettiriyirdum en sonunda ayrıntılı test yapıldiginda kistin basit kist olmadığı ortaya çıktı içinde nodüller vardı yani %50 kanser
kistin patlaması dahilinde beni zehirleyebilirmiş bu nedenle en acilinden amelyata aldılar beni amelyat hayatımda gördüğüm en korkunç şeydi bu konuya hiç girmeyeyim çünkü hala aklima gelince titriyorum. Sonra bir sure patoloji sonuçları beklendi bu sürede ben zaten kafayı yedim birde tam gobek deligimin icinden girmişler yaralarin iğlesme surecinde o dikisi her gordugumde bayildim :d
İstanbula yeni dönüm ve bu kez başka bir şey çıkamadan bloga geri dönmeliyim dedim veee döndüümm. Hepinizi çok özledim ve neler yaptığınızı çok merak ediyorum şimdi gidip bloglarınızı ziyaret edicem görüşmek üzere..